İnancım tamdır aşka; bilirim ki bir yerlerde beni bekler hep yine ansızın gelip aklımı almak için, gözlerimi parlatıp bana şarkılar söyletmek için. Bazen tam 'işte, geldi yine cancağızım!' diye sevinirken bir anda kararıveriyor ortalık, tıpkı bir deniz fenerinin ışıttığı gibi yüzünü verdiği yönü... Sonra yine kanatlarım düşüveriyor iki yanıma ve sallanıyor yorgun argın.
Şöyle rahat rahat bırakabilsem kendimi hayatın boşluğundaki dinginliğe, bilsem ki beni tutacaksın ve yine ayaklarımın üstüne kalkacağım dizlerimin üzerine düşmüşken böyle... Yine eteklerim kıvrılsa kaldırımlarda seke seke şarkı mırıldanıp kıkırdarken, ellerimle ağzımı kapatsam gülerken yine, nereye bakacağımı, başımı nereye çevireceğimi bilemesem sen bana bakarken...
İstiyorum ki gözlerimi kapattığımda hesapsız nefes alayım gölgeliklerimde; öyle mi böyle mi dertleri sarmasın dört bir yanımı. Buz gibi havada soğuktan ağrıyan ellerimle sımsıkı sarılacağım bir çift el olsa... Ya yoksa?
Ve her kimsen, her neredeysen tutuversen kollarımdan; son anlar artık çünkü, düşüyorum...
Sabah oldu... Kilisenin çanları çalıyor, martılar ve kargalar buralardalar yine. Sense bir yerlerdesin şimdi benden habersiz, bense senden kuş uçumu bir an ırak... Umut, kıpırtı ve taze gün... Umarım umutların kadar güzelsindir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder